İNSAN HAKLARI KURULUNA YAPILACAK BAŞVURULARIN
KABUL EDİLEBİLİRLİK KISTASLARI
>>>Başvuru
Yapmak için Tıklayın(Mesaj)
>>>Başvuru
Yapmak için Tıklayın (Form)
Başvuruda açık kimlik ve adres bilgilerinin bulunması:
Bu koşul, daha ziyade herhangi bir
kamu görevlisi aleyhinde iddialar içeren başvurular
açısından geçerlidir. Çünkü çoğu kez kişisel nedenler
ve hasmane bir niyetle kamu görevlisini yıpratmak
amacıyla bu tür isimsiz ve aynı zamanda da hak ihlâli
iddiasından çok "ihbar" niteliği taşıyan
notlar, "ihlâl iddiası" diye Kurullara
iletilebilmektedir. Dilekçe Hakkının Kullanılmasına
Dair Kanunun ilgili hükmü uyarınca, başvuru dilekçelerinde
başvuranın açık kimlik ve adres bilgilerinin bulunması
gerekir. Aksi takdirde somut bir konuyu da içermeyen
ve Kurul tarafından gündeme alınmasında kamu yararı
görülmeyen başvurular işleme konulmayacaktır. Buna
karşın, somut veriler içeren, takip ve değerlendirilmesinde
kamu yararı görülen başvuruların isimsiz dahi olsa
incelemeye alınmasına Kurul tarafından karar verilebilecektir.
İddianın insan hakkı ihlali niteliği taşıması:
Uygulamada sıkça görüldüğü üzere iş
talepleri veya nişanın bozulması sebebiyle tazminat
talep edilmesi gibi tamamen idari veya adli organlara
iletilmesi gereken ve insan hakkı ihlâli niteliği
taşımayan başvurular söz konusu olabilmektedir.
Kurul, başvurunun somut biçimde belli bir insan
hakkının ihlâli iddiasını içermesi hususuna özellikle
dikkat eder.
Mükerrer başvuru olmaması:
Yapılan başvuru, kurul tarafından
daha önce incelenmiş başka bir başvurunun konusuyla
esas itibariyle aynı nitelikte ise kabul edilmez.
Ancak, başvurunun tarafları aynı olsa bile farklı
ve yeni bir ihlâl iddiasının söz konusu edilmesi
hâlinde mükerrer başvuru değerlendirilmesi yapılmayacak
ve başvuru ele alınabilecektir.
Yargıya intikal etmiş konuların "adil yargılanma
hakkı" ile ilgili yönü açısından incelenmesi:
İlke olarak mahkeme süreci devam eden
ihtilâflar hakkındaki ihlâl iddiasının araştırılması
ve incelenmesi Kurul tarafından kabule değer bulunmayacaktır.
Ancak, devam eden yargılama sürecine yönelik ileri
sürülen âdil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlâl
iddiaları ele alınabilir. Mesela uzun yıllardır
karara bağlanmamış bir dava nedeniyle mağdur olan
vatandaşların adil yargılanma hakkı çerçevesindeki
ihlâl iddiaları değerlendirilir. Kurullar iddiaya
konu olan olayın içeriğini değil, bu iddiayla ilgili
yürütülen dava sürecinin adil yargılanma hakkını
zedeleyip zedelemediğini inceleyebilir. Sözgelimi
8 yıldır sürekli olarak farklı mahkemelerin görevsizlik
kararları vermesi nedeniyle bir türlü sonuçlanmayan
bir iş akdi ihtilafında, Kurul, mahkemenin yerine
geçerek söz konusu ihtilafta kimin haklı olduğunu
araştıramayacaktır; çünkü böyle bir durum yargı
yetkisine müdahale anlamını taşıyan bir sonuca yol
açacaktır. Bununla birlikte söz konusu davanın yıllarca
sonuçlanmaması nedeniyle yaşanan mağduriyet ise
Kurulların asli ilgi ve görev alanına girmektedir.
Çünkü yargının hızlı ve adil işlemesi her şeyden
önce bir insan hakkıdır ve bu hakkın ihlâli de diğer
tüm insan hakkı konuları gibi Kurulları özellikle
ilgilendiren bir husustur.