YASAL
HAKLARI BİLMEK NASIL BİR FAYDA SAĞLAR?
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI AÇISINDAN
Hukuk sistemimiz ve yasalarımız, insanların kolayca
anlayabileceği bir şekilde değil de, son derece karmaşık
terimlerin kullanıldığı resmi bir dille yürümektedir.
Bu da kendi yaşamımızı etkileyecek yasalar hakkında
bilgi sahibi olmamamızın baş sebebidir. Bu durumdan
en çok etkilenenler arasında ise kadınlar gelir. Çünkü
kadınların erkeklere oranla, gazete, televizyon ve
devlet kurumları gibi çeşitli haber kaynaklarına ulaşmaları
daha zordur.
Oysa bir kadının yasal hakkını bilmesi, kendi hayatının
kendi iradesi altında olmasını kolaylaştıracaktır.
Mesela, kocasından dayak yediği zaman korkup sinmesi
yerine, bunun yasalarca cezalandırılacak bir suç olduğunu
bilerek polis ya da savcılık gibi makamlara başvurarak
bu şiddetin sona ermesini sağlayabilir.
Zorla Evlendirme
Boşanma
Aile İçi Cinsel İstismar
Kadına Karşı Şiddet
ZORLA EVLENDİRME
Ayşe, babası işçi, annesi ev kadını olan 15 yaşında
bir kızdır. Bir gün babası ona akşama kendisini istemek
üzere görücü geleceğini söyler. Ayşe’nin evlenmek
isteyip istemediğini bile sormayan babasına ne annesi
ne kendi bir laf geçiremezler. Babası son sözü etmiştir.
Ayşe istese de istemese de evlenecektir.
Akşama eve daha önce Ayşe’nin hiç görmediği iki adamla
bir kadın gelir. Onlar salonda konuşup muhabbet ederken
babası Ayşe’den kahve yapmasını ister. Adamlardan
genç olanı devamlı Ayşe’yi süzmektedir. Yaşlıca olan
adam en sonunda “Allah’ın emri Peygamberin de kavliyle
kızınızı oğlumuza istiyoruz”der.Babasının “verdim
gitti” demesiyle Ayşe’nin hiç tanımadığı bir adamla
evlenecek olması kesinleşmiştir.
Babası Ayşe’nin kayınvalidesiyle, kayınpederinin
elini öpmesini ister. Onların elini öptükten sonra
kocası olacak adamında elini uzatmış olduğunu görür.
Daha bir saat öncesine kadar tanımadığı bu adamla
evlendireceği fikrine bile tahammül edemeyen Ayşe
donakalır. Babası “ne duruyorsun öpsene müstakbel
kocanın elini” diye müdahale eder.
Ayşe kıpırdayamaz bile. Daha fazla dayanamaz ve ağlamaya
başlar. Babasına dönerek “Ben evlenmek istemiyorum,
beni zorla evlendiremezsin” der. Baba büyük bir hiddetle
yerinden kalkar ve Ayşe’ye bir tokat atar. Müstakbel
dünürlere de dönerek “siz hiç merak etmeyin biraz
naz yapıyor, ben onu en sonunda razı ederim.”der.
Hazırlıklar büyük bir hızla başlar, Ayşe kaynanasının
evinde yaşayacaktır. Evde Ayşe için bir oda hazırlanır.
Bu süre içinde de Ayşe durmadan ağlamakta, yemek yememekte,
uyku uyumamaktadır. En sonunda çareyi karakola gitmekte
bulur.Durumu Komisere anlatır. Komiser Ayşe’yi de
yanına alır, birlikte savcılığa giderler.
Savcılık Ayşe’nin evlerinin adresini ister ve annesiyle
babasını savcılığa getirip ifadelerini alır. Savcı
hanım babayla konuşur ve kızlarını kendi rızası olmadan
zorla evlendiremeyeceklerini anlatır. Babası ikna
olmuştur, bir cahillik ettiğini kabul eder ve kızlarıyla
birlikte evlerine dönerler.
Eğer Ayşe karakola gitmekte gecikip evlendirilmiş
olsaydı o zaman da aşağıdakileri yapma hakkına sahiptir.
Evliliğin öngördüğü cinsel birleşme red edilebilir.
Buna rağmen birleşme zor kullanılarak sağlanırsa,
o zaman kendisine şiddet uygulanarak birleşme sağlandığı
yolunda savcılığa şikayet edilebilir. Zorla evlendirildiği
ifadesi ile Medeni Kanunun 116,117 veya 118. maddelerinden
birine dayanarak evlilik feshedilebilir. Ancak bu
fesih davası evlenmeden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
Aksi halde zaman aşımına uğrar.
Zorla Evlendirme Hususunda Bilinmesi Gereken
Diğer Hususlar
Kadınlar istedikleri erkekle evlenme hakkına sahiptir.
18 yaşından küçük kızların evlenebilmesi için önce
kendi, sonra anne ve babasının birlikte rızası gerekmektedir.
Kadın reşit olmuş olsa bile, yani 18 yaşına gelmiş
olsa da, nikah memurunun evlenmeyi isteyip istemediğini
sorması sırasında “Hayır” diyebilir ve kimse zorlayamaz.
Dini nikahının tek başına yasal bir geçerliliği yoktur.
Resmi nikahtan sonra yapılabilir. Tek başına yapılması
ceza kanununa göre suçtur.
Başlık parasının hiçbir hukuksal geçerliliği yoktur.
Kadın her zaman karşı çıkabilir. Reşit değilse de
kendisini başlık verildiği için istemediği biriyle
evlendirdiklerini ifade ederek evliliğin feshini isteyebilir.
BOŞANMA
Emine üç çocuk annesi, bir fabrikada çalışıp evinin
geçimine yardımcı olmaya çalışan bir kadındır. Kocası
Ali ise kumar ve içki alışkanlığı olan eve çok geç
gelen ya da kimi zaman hiç gelmeyen, Emine’ye ve çocuklarına
her şeyi bahane edip kötü davranan bir adamdır. Ali
bu sinirli tutumunu abartmış ve karısına dayak atmaya
ve her fırsatta çocuklarına da bağırmaya başlamıştır.
Bunlara daha fazla dayanamayan Emine çareyi boşanmakta
bulmuştur. Ancak kocası buna razı gelmemekte ve Emine’yi,
ayrılmaya kalkarsa bir daha çocuklarını görmemekle
tehdit etmektedir. Ancak Emine yıllardır süren bu
eziyete daha fazla göz yumamaz. Bir iki kere annesinin
evine gider. Ama Ali Emine’yi orada da bulur ve bir
daha kumar oynamayacağına, içki içmeyeceğine, kısacası
bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçeceğine yemin
ederek kandırır.
Hiçbir şey değişmemiştir. Aksine Ali, kendisini sağa
sola rezil ettiğini, bir daha böyle bir şey yapmaya
kalkarsa onu geberteceğini söyler. Bütün bu baskılar
devam ederken, bir gün Alinin yorgun argın fabrikadaki
işinden gelmiş olan Emine’yi zorla cinsel ilişkiye
zorlaması, ardından dövüp yataktan atması, bardağı
taşıran son damla olur.
Artık ne yapıp edip kocasından ayrılmalıdır. Uzun
zamandır bunu düşündüğü için birkaç kuruş para biriktirmiştir.
Çocuklarını da yanına alarak başka bir semtte bir
eve taşınır. Bir avukat ile görüşür ve boşanma davası
ile birlikte, manevi tazminat, çocukların velayeti
ve çocukları için nafaka davası açar. Emine davayı
kazanır. Çocuklarının velayetini de mahkeme ona vermiştir.
Ayrıca Ali'den her ay çocukların bakımı için aldığı
nafakayla hayat çok daha kolaydır. Bütün işkenceler,
dayaklar, “Sen hiçbir işe yaramazsın” diye başlayan
cümleler onun için tamamen bitmiştir ve bütün bunlara
hakkını arayarak yasalar sayesinde kavuşmuştur.
Boşanmada Yasal Haklar Nelerdir ?
Kadının kocasından ayrı yaşamayı istemesi halinde
başka ev tutarak orada yaşamayı seçebilir. Kimse onu
eve dönmeye zorlayamaz. Ancak koca kadının evine dönmesini
istiyorsa onu davet eden resmi bir yazı göndererek
“terkten” boşanma davası açma prosedürünü başlatabilir.
Ayrı yaşama kararının mahkemeden alınabilmesi de mümkündür.
Kadın boşanma nedenlerinden herhangi birine dayanarak
ayrılık kararı verilmesi için mahkemeye başvurabilir.
Bu takdirde yargıç bir yıldan üç yıla kadar ayrılık
kararı verebilir. Kadının kocası tarafından terkedilmesi
durumunda boşanmak istiyorsa, Medeni Kanunumuza göre
terk bir boşanma nedenidir. Evi terk eden koca aleyhinde
nafaka davası açılabilir. Çünkü evin reisi kocadır
ve bu sıfatla ailenin geçimini sağlamak zorundadır.
Evliliğin devamı sürecince velayet ana ve babaya birlikte
verilmiştir. Boşanma veya ayrılık durumlarında velayet
çocuğa kim daha iyi bakabilecekse ona verilir. Genelde
de, bu çocukların annesidir. Bu konuda erkeğin kadından
hiçbir üstünlüğü yoktur. Boşanma veya ayrılık erkeğin
kadına uyguladığı şiddetten kaynaklanmışsa yargıç
böyle bir adama çocuk teslim edilmeyeceğine kolay
ikna olur.
Ceza kanununun 478. maddesine göre, kadın kocası tarafından
istemediği cinsel davranışlara şiddet kullanılarak
zorlanmışsa bu durum boşanma nedeni yaratır. Şiddet
kullanıldığı ispat edilirse, kadın manevi tazminat
da isteyebilir.
Evli kadının ev dışında çalışmak için 1990 yılında
kabul edilen kanuna göre artık kocasının iznine ihtiyacı
yoktur.
AİLE İÇİ CİNSEL İSTİSMARLAR
10 yaşındaki Merve sıradan bir ailenin kızıdır. Okulda
başarılı, neşeli ve arkadaş canlısı bir kız olmasına
rağmen son zamanlarda pek konuşmamaya, çekingen davranmaya
başlamıştır. Artık okulda da eskisi kadar başarılı
değildir. Ayrıca geceleri uyuyamamaya ve altını ıslatmaya
da başlamıştır. Çünkü Merve’nin amcası ona istemediği
şeyler yaptırmaktadır.
Merve’nin bu değişikliklerine, özellikle amcası geldiği
zamanki sinirli tavırlarına annesi ve babası bir anlam
veremezler. Merve’yse yaşadığı korkunç olayın sıkıntısını
her an çekmekte ama korkusundan ve utancından bu durumu
kimseye anlatamamaktadır. "Acaba amcamla ilgili
olanları anneme anlatmalı mıyım?” diye düşünür.
Merve bir gün annesi ile televizyon seyretmektedir.
Televizyondaki sunucu cinsel istismarla ilgili bir
olay anlatmaktadır ve olayla ilgili olarak da bir
uzman çağrılmıştır. Sunucu uzmana “Aile İçi Cinsel
İstismar”ın ne demek olduğunu sorar.
Uzman da cinsel istismarın “aile içinden bir erkeğin
(amca, dayı, ağabey, baba ve başkaları) kendisinden
yaşça küçük aileden bir kıza yönelik cinsel davranışlar
göstermesi” şeklinde açıklar. Merve donakalmıştır.
Uzman, “Bu cinsel istismar, rahatsız edici bakışlar,
kızın vücuduna dokunma, kıza zorla erkeklik organına
dokundurma veya öptürme, ırza geçme şeklinde olabilir”
derken, Merve daha fazla dinlemez ve ağlayarak odasına
kaçar.
Annesi durumu tahmin etmiştir. "Aman Allah’ım
yoksa amcan da sana bunları mı yapıyor?" şeklinde
bir şok yaşadıktan sonra hemen soğukkanlılığını koruyarak
babasını uyandırır. Artık amcası geldiğinde Merve’nin
neden öyle garip davrandığı, kat kat elbiseler giydiği
anlaşılmıştır. Babasıyla birlikte artık korkmaması
gerektiğini ve durumu anlatmasını söylerler. Önce
konuşmakta zorlanan Merve sonunda amcasının, onu televizyondaki
olayda anlatıldığı gibi taciz ettiğini anlatmayı başarır.
Annesi ve babası durumdan dolayı çok üzülmüş ve utanmışlardır
ama hemen karakola giderler. Çünkü utanması gereken
biri varsa o da amcadır ve cezalandırılması gerekmektedir.
Merve ifade verir ve bir sağlık uzmanı tarafından
durum incelenir. Bütün bunların ardından amcanın suçluluğu
kesinleşir ve onu tutuklarlar. Artık Merve’ye zarar
veremeyecektir.
Bu arada Merve ve ailesi, şiddet yaşamış kız ve kadınlara
yardım eden bir danışma merkezine başvururlar. Oradaki
gönüllü avukatlar ve aile içi cinsel istismarla ilgilenen
psikologlar Merve’ye ve ailesine yardım ederler. Dava
sonucunda amca 9 yıla mahkum edilir. Merve’de bir
süre gördüğü psikolojik tedaviden sonra eski neşesine
ve başarısına kavuşur. Anne ve babasına gelince, onlar
da durumu en azından çok geç olmadan ortaya çıkardıkları
için mutludurlar.
Aile İçi Cinsel İstismar Konusunda Yasal Haklar
Türk Ceza Kanunu’nda “Aile İçi Cinsel İstismar” ya
da “Ensest” ile ilgili özel bir hüküm yoktur. Ancak,
Türk Ceza Kanunu’nun 417. maddesine göre, cinsel istismar
olayının ırza geçmeye kadar gitmesi halinde cezanın
yarısı kadar arttırılabileceğini belirtiyor. Ama bununda
ispatlanması gerekir. İspatlamak için de psikolojik
ve fiziksel etkilerin bir doktor veya bir uzman raporuyla
belgelenmesi şarttır. Bundan sonra da, bu raporla
polis ve savcılığa başvurulur.
KADINA KARŞI ŞİDDET
Kadına Karşı Aile İçi Şiddetin Yaygınlığı ve Nedenleri
Erkek şiddeti, kuşkusuz kadının evlilikte ve evinde
uğradığı en yaygın haksızlıktır. Kadınlar aile içinde
çoğu kez bu kaba güce maruz kalıyor. Yapılan araştırmalar
eğitim derecesi, sınıf, ırk gibi ayrımlar olmaksızın
çoğu erkeğin birkaç kez, zaman zaman veya sistematik
olarak bu gücü kullandığını gösteriyor.
Erkek şiddeti, erkeğin kadına uyguladığı baskı, yıldırma
boyun eğdirme amacı güden, erkek iktidarını evde ve
hayatın bütününde sürdürmeye yarayan bir mekanizmadır.
Oysa gerek fiziksel şiddet, gerek psikolojik şiddet
hem erkeğin hem kadının yaşamlarına, ilişkilerine,
işlerine, üretimlerine, çocuklarının ruh ve beden
sağlığına, eğitimlerine ve tabii tüm toplumsal yapıya
çok büyük zararlar verir, yaralar açar.
Şiddetin Çeşitleri
Aile içi şiddetin, birbirini besleyen ve üreten çeşitli
boyutları var. Bunların başlıcaları şu şekilde sıralanabilir.
Fiziksel Şiddet:Tokat, tekme, yumruk, dayak atma,
bıçak, silah gibi aletlerle saldırmak gibi.
Duygusal Şiddet: Kadını küçümsemek, kadının kendisine
özgüveninin yitirmesine yol açmak, aşağılayıcı sözler
söylemek, kendisini ruh hastası olarak görmesini sağlamak,
yaşadığı şiddetin suçunu kadına atmak, yada uygulanan
şiddeti inkar etmek, yemeği yere dökmek, eşyaları
kırmak, evde silah bulundurmak gibi.
Ekonomik Şiddet: Kadının çalışmasına izin vermemek,
harçlık vermemek ya da harçlığı kısıtlamak, kadının
parasını elinden almak, ailenin geliri konusunda kadına
bilgi vermemek gibi.
Cinsel Şiddet: Kadını istemediği cinsel davranışlara
zorlamak, tecavüz gibi.
Kadını Tehdit Etme: Dayak ya da ölümle tehdit etmek,
terk etme tehdidi, intiharla tehdit, kadını kanunsuz
işlere zorlamak gibi,
Kadına Karşı Çocukları Kullanmak: Kadının çocuklar
konusunda kendisini suçlu hissetmesine yol açan, çocukları
kullanarak tehdit edici mesajlar yollamak gibi.
Kadını Çevresinden İzole Etmek: Kadının hareket özgürlüğünü
kısıtlamak, ailesi yada arkadaşlarıyla görüşmesine
izin vermemek, sık sık kıskançlık nedeniyle kavga
çıkarmak gibi.
Yapılan bir çalışmada konuşulan kadınların:
%90’nı , kocalarının kendilerine psikolojik şiddet
uygulayarak bağırdıklarını, hakaret ettiklerini, aşağıladıklarını,
küfür ettiklerini,
%40’ ı kocalarının kendilerine fiziksel şiddet uygulayarak
tokat, tekme, dayak, bıçak veya silahla saldırdıklarını,
%15’i kocalarının kendilerini istemedikleri halde
cinsel birleşmeye zorladıklarını
belirtmişlerdir.
Şiddete Karşı Yasal Haklarımız Nedir?
Kadın kocası tarafından şiddete maruz kaldığında neler
yapabilir:
Önce evine yakın bir karakola giderek şikayet etmesi
gerekir. Karakolda şikayetin tutanağa geçmesini isteyerek,
okuduktan sonra tutanağı imzalayıp mümkünse bir örneğini,
değilse tarih ve numarasını alması gerekir.
Karakol kadını hekime gönderecektir. Bu hekim herhangi
bir hekim değildir. Ya hükümet tabibi yada adli tıptandır.
Oradan da bir rapor almak gerekir.
Bu raporla koca aleyhine ceza davası açılması kadının
şikayetine bağlıdır. Eğer kadına uygulanan şiddet
uzun bir süre günlük işlerini yapmasına engel olacak
bir durum yaratmışsa veya vücudunda kalıcı bir iz
bırakmışsa kamu davası açılabilir ve savcı koca aleyhine
dava açar. (Medeni Kanunun 456 maddesi)
Aile içinde şiddete maruz kalan kadının kocası aleyhine
ceza davası açmak dışında boşanma davası açmaya, manevi
tazminat istemeye, sulh hukuk mahkemesine başvurarak
ayrı ikamet etmeye hakkı vardır.
Ayrıca, evlilik insanların cinsel gereksinimlerinin
yasalara uygun bir biçimde karşılandığı bir kurumdur.
Türk Ceza Kanunun da maalesef evlilik de ırza geçme
söz konusu değildir. Ancak cinsel ilişkiye zorlamak
amacıyla şiddete başvurulmuşsa Yargıtay Ceza Dairesi
bunun suç olduğunu kabul ediyor. Kadın, kocası tarafından
istemediği cinsel davranışlara zorlanması durumunda
da şikayette bulunabilir. Eğer kadın istemediği cinsel
davranışlara şiddet kullanarak zorlamışsa bu durum
boşanma nedeni yaratabilir. Şiddet kullanıldığını
ispat ederse manevi tazminat da isteyebilir. Ceza
Kanunun 478. maddesinde “Aile Etrafından Birine Fena
Muamelelerde Bulunan Şahıs 30 Aya Kadar Hapis Olunur”
der.
|